Ana Sayfa arrow Gülşen-i Raz arrow SORU 5.
SORU 5. PDF Yazdır E-posta

SORU 5. (395)
“Vahdet sırrına kim vâkıf olur… ârif olan neyi bilir, anlar?


 


* * *


Vahdet sırrını da yoldaki duraklarda duraklamayan, yürüyüp hakikate ulaşan kişi anlar.


Ârifin gönlü varlık sırrını bilir, Mutlak Varlığı görür.


Gerçek varlıktan başka bir varlık tanımaz. Mukayyet ve mevhum varlığı tamamıyla oynar, elinden çıkarır.


Senin varlığın dikenden, çerden çöpten ibarettir. Bunların hepsini gönlünden at.


(400) Yürü, gönül evini süpür… sevgiliye hazırla, güzel bir konak haline getir!


O evden sen çıktın mı o gelir… sana, yüzünü sensiz gösterir.


Nafilelere devam ede ede Tanrı sevgisini kazanan kişi, gönül evini “Lâilâhe illallah- Tanrı’dan başka yoktur tapacak” sözünün “lâ – yoktur” süpürgesiyle siler, süpürür.


Bu surette Makamı Mahmutta yurt tutar; “Benimle duyar, benimle görür” sırrının nişanesini bulur.


Fakat ârfite varlıktan bir miktar kir bile kalsa bilgisi hakikat derecesine varamaz.


(405) Vahdete mâni olan şeyleri kendinden uzaklaştırmadıkça gönül evinin içine nur vurmaz.


Bu âlemde vahdete dört mâni vardır, onların da dört arınması var.


İlk mâni, bedenin ve elbisenin kirli oluşudur, onları arıtmak gerek. İkincisi gönüldeki günah ve vesvesedir, gönlü de onlardan arıtmak gerek.


Üçüncü temizlik, pis huyları terk etmektir. İnsan, kötü huylarla hayvana döner.


Dördüncü temizlik de şu: Sırrı Tanrı’dan başka her şeyden arıtmak gerek… yolcu, bu temizlikle yol alır, erişilecek makama erişir.


(440) Kim bu temizliğe sahip olursa Tanrı ile konuşmaya lâyık olur.


Varlığını elden çıkarmadıkça namazın, nasıl olur da namaz sayılır ki?


Fakat içini ayıplardan, kirlerden arıttın mı namazın, göz nuru kesilir.


Arada hiçbir fark kalmaz da bilinenle bilen birleşiverir.

 
< Önceki   Sonraki >